Kan Şekeri Düzenleyici Haplar (OAD)

Prof. Dr. Gökhan Özgen
Ege Üniversitesi Tıp Fak. İç Hastalıkları A.D.
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları B.D.

Ağızdan kullanılan kan şekeri düzenleyici ilaçlar Tip 2 diyabetik hastalar içindir. Tip 1 diyabette ise asıl tedavi insülin tedavisidir. Tip 2 diyabetin öncelikli tedavisi tıbbi beslenme tedavisi ve egzersizdir. Doktorunuz diyabet tanısı koyduğu andaki kan şekeri düzeyinize göre başlangıçta tıbbi beslenme ve egzersiz programı ile birlikte, tek başına veya bu programa ilave olarak, bir ya da iki tane farklı tableti de size başlayabilir. Başlangıçtaki kan şekeri düzeyiniz ne kadar yüksekse başlangıçta kullanılacak ilaç miktarı da o kadar fazla olabilir. HbA1C son 3 ay içerisinde kan şekeri düzeyinizin nasıl seyrettiğini gösteren bir değerdir. İdeal düzeyi 6,5’un altında olmasıdır. Ancak yaşa ve yandaş hastalıklara göre bu düzey 7-7,5’a kadar yükselebilir.

Tip 2 diyabetin ortaya çıkışında tek bir mekanizma sorumlu değildir. Bugün bilinen 8 farklı mekanizma vardır. Şeker düzenleyici ilaçların da hepsi aynı etkide değildir. Bugün piyasada bulunan ağızda kullanılan şeker haplarının bir kısmı insülin direncini azaltmaya yöneliktir. Bir kısmı insülin salgısını arttırıcı ilaçlardır. Bir kısmı bağırsaktan şeker emilimini geciktiren ilaçlardır. Bir kısmı da idrarla şeker atılımını artırmaya yönelik etki gösteren ilaçlardır. Bazıları da bağırsak hormonları üzerinden etki göstermektedir.

Her hastanın özelliği farklı olduğu için her hastaya özelleştirilmiş bir tedavi uygulanması gerekir. Ahmet Bey’e iyi gelen bir ilaç Mehmet Bey’e iyi gelmeyebilir. Her ilacın etki mekanizması farklı olduğu gibi yan etkileri de farklıdır. Hangi ilacın size en uygun olduğuna doktorunuz sizi iyice değerlendirdikten sonra karar verecek ve ilaçların yan etkileri konusunda da sizi bilgilendirecektir. Her hastanın tedavisi bireyseldir. Sağlık sorunlarının önemine göre tek bir ilaç kullanabildikleri gibi iki, üç ya da daha fazla çeşit ilaç kullanabilirler. Bu durum ve gerekçeleri doktorunuz tarafından size izah edilecektir.

Tüm bilimsel kılavuzlarda ilk ilaç olarak metformin önerilmektedir. Metformin, yemeklerden hemen sonra tok karnına günde iki kez 500 veya 1 gr dozunda kullanılmaktadır. En fazla görülen yan etki karında şişkinliktir. Özellikle diyete uymayan hastalarda bu yan etki daha belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır. İştahı azaltıcı etkisi vardır. Ancak ciddi böbrek hastalığı olanlarda ve ciddi organ yetmezliği olan hastalarımızda bu ilacın kullanılmaması gerekir.

İnsülin salgısını artırarak etkili olan ilaçlar, sülfonilüre ve glinitler başlığı altında yer almaktadır. Kan şekeri düşürücü etkileri oldukça belirgindir. Kilo artımına neden olabilirler. Yeni tanı konmuş diyabetik hastalarda ilk seçenek ilaçlardan değillerdir. En önemli yan etkileri kan şekerinin aşırı ve tehlikeli düşüşleridir. Dolayısıyla bu grup ilaçlar alındıktan 15-20 dakika sonra mutlaka yemek yenmelidir. Eğer yemek geciktirilirse veya ciddi bir egzersiz yapılırsa kan şekeriniz düşebilir.

Akarboz, bağırsaktan karbonhidratların parçalanmasını yavaşlatarak yemek sonrası kan şekerinin hızlı yükselmesini engelleyen bir ilaç grubudur. Yemeğin ilk lokması ile birlikte alınması önerilmekte ve her öğünde alınması gerekmektedir. Diyete uymayanlarda daha fazla olmak üzere karında şişkinlik, gaz ve gerginlik önemli ve en sık görülen yan etkisidir. Diyete uyanlarda bu yan etki daha az olmaktadır. İlacın dozunun yavaş yavaş artırılması da yan etkileri bu yan etkiyi minimalize etmektedir. Kan şekeri düşürücü etkileri hafiftir.

Glitazonlar özellikle insülin direncine etkili olan ilaçlardır. Diyabetin ortaya çıkışındaki birçok mekanizmaya etkilidirler. Gizli şekerden diyabete geçişi en yüksek oranda azaltan ilaç grubudur. Kan şekerinin de daha uzun süre kontrol altında kalmasını sağlayabilirler. Ancak yan etki olarak vücutta sıvı birikmesine neden olabilir, karında yağ depolanmasını bir miktar artırabilir, menopozdan sonraki bayanlarda da kırık riskinde bir miktar artış yapabilirler. İleri derecedeki kalp yetmezliğinde ve yağlı karaciğer dışındaki karaciğer hastalıklarında kullanılmaması önerilmektedir.

Son yıllarda sindirim kanalındaki hormonları aktifleyip bunların pankreası uyarması suretiyle insülin salgısını artıran haplar DPP-44 inhibitörleri aşlığı altında incelenmektedir. Bu DDP-4 inhibitörleri insülin salgısını ortamdaki glukoza göre arttıran ilaçlardır. Dolayısıyla kan şekeri düşüklüğü bu grup ilaçlarda daha az görülmektedir. Kilo artımına da neden olmazlar. Bu ilacı kullanan hastalarda nadiren deri reaksiyonları görülebilir.

Bazı durumlarda ağızdan alınan şeker düşürücü ilaçların etkisi, bir süre sonra kaybolmaktadır. Her yıl yaklaşık %5 - %10 civarında hastada ilaca karşı bir etkisizlik görülmektedir. Vücudun giderek daha az insülin üretmesi, insülinin etkisinin azalması ya da başka bir deyişle insüline karşı direnç gelişmesi, araya giren ciddi hastalıklar, ağır stres durumları insülin yanıtsızlığına neden olabilmektedir. Bir ilaca karşı cevapsızlık oluşmuşsa doktorunuz size başka bir grup ilaç önerebilir. Aynı gruptan başka bir ilaca geçmek ya da ilacın mutat dozunun çok üstüne çıkmak genellikle sonuç vermeyecektir.

Siz diyabetli hastalarımızın yaptığı en büyük yanlışlardan bir tanesi, ağızdan şeker düşürücü ilaçlar kullanmakta iken bunun diyabet tedavisinde her şey olduğunu düşünerek beslenme ve egzersiz programlarını ihmal etmenizdir. Unutulmamalıdır ki modern tedavi yöntemlerine rağmen Tip 2 diyabet tedavisinde halen beslenme ve egzersiz en önemli tedavi metotlarıdır.

İlginizi Çekebilir

Diyabet İçin Kullanılan Tedavilerin Yan Etkileri Var mıdır?
Prof. Dr. Abdurrahman Çömlekçi
Diyabet Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Prof. Dr. Rıfat Emral
Diyabetin Ameliyat ile Tedavisi Mümkün müdür?
Prof. Dr. Rıfat Emral
Diyabette GLP-1 Tedavisi Nedir?
Prof. Dr. İlhan Yetkin
Diyabette İnsülin Tedavisi
Prof. Dr. Gökhan Özgen
E-Bültene Üye Olabilirsiniz